Herkese merhabalar, hoş bloğumu okuyan var mı bilmiyorum ama yine de bir selam vermeden başlamak olmaz :))
2026 Ocak sonlarına geldik, bir solukta geçti gitti neredeyse OCAK ayı. Tabii bu çok göreceli bir durum, bir solukta geçmesi yani. Ben 15 gündür evdeyim, yıllık izinde olduğum için en azından iş stresi çekmediğimden rahattım. Aslında çalışırken çok daha hızlı geçiyor zaman benim için ama insani bir ihtiyaç olan stressiz zamanları da dört gözle beklemiyor değilim.
Bu durumdan en çok faydalananlardan biri tabiiki kara kedim Minnoştu. Kendisi kadın egemenliğinde yaşayan tek erkek bizim evde :)) Oda bunun farkında ki yapabileceği tüm şımarıklıkları yapıyor sağ olsun. Haliyle seviyor ve seviliyoruz Minnoş bey tarafından.
Büyük kızım şuanda yarış atı modunda LGS adında Liseye giriş sınavı için hazırlandığından dolayı tatile falan gidemedik. Bundan dolayı üzgün müyüz, belki biraz ama çok değiliz. Çünkü sınav biter bitmez ilk fırsatta tatile götüreceğime söz verdim kızçelerimi. Hayırlısıyla bir yerleşsin bakalım, rahatlamış bir şekilde inşallah yazın tatilimizi yaparız.
Öğrenim hayatım boyunca ben akademik olarak çok hırslı bir insan olmamıştım, hala da değilim. Ama bu tabii tembel bir öğrenci olduğum anlamına da gelmesin lütfen, sonuçta bitirdim mi bitirdim yaniii :)) Açıkçası yakın zamanlara kadar da çok anlamsız buluyordum bu akademik hırslı olan insanları, ne gerek var yanii dimi. Bir insan konuyu %90 öğrense de sınavda bu 100 çekeceği anlamına gelmez. Sınavda 50 alan biride aslında konuyu anlamış olabilir ama belki sınavda ifade edememiştir ;) Yada sınav fobisi olabilir, demek istediğim akademik başarısı olmayan yada yüksek olmayan insanların, sahada da başarısız olacaklarına dair net bir sonuç yoktur.
Bizim oğlan (Kara Kedi Minnoş) akademik olarak başarılı değil maalesef. 6 Yaşında olmasına rağmen hala komut almıyor, isteneni yapmıyor. Ama sahada çok başarılı bir kedi, mama kabının sesini duyduğu anda hemen yanınızda bitiyor, yada kumu temizlerken sizi izliyor ve siz çekildiğiniz anda gidip o tertemiz kuma anında içini döküyor. Kapı çaldığında sizinle birlikte kapıya geliyor, kapı eşiğinden geleni bekliyor ama hadi oğlum çık dışarı hava al azcık dediğimde hemen içeri ışınlanıyor :)) Yani neymiş, akademik eğitim tabiiki çok önemli ama yine de nihai hedef sahada becerikli olabilmemizde ;)
Birçok firmada, akademik eğitim almış, iyi pozisyonlara gelmiş çalışanlar (Şef, Müdür, Uzman gb.), sırf üniversite okumadıkları için işlerini çok çok iyi yapmalarına rağmen terfii edememiş insanlarla dolu. Terfi de şart değil tabii, yani herkes müdür, şef yada birşey olmak zorunda değil. Bu tamam ama burada önemli olan şey şu, üsttekiler diye adlandırılan kısımdaki insanların, altlarında diye adlandırılan çalışanlarını ezmek yerine onlara itibar etmeleri, haklarını yememeleri ve onları olabildiğince hem maddi hemde manevi olarak desteklemeleri gerektiği.
Şunu çok net söyleyebilirim ki, işi gereği sürekli insanlarla bireysel olarak yüz yüze çalışan, stres yöneten insanlar var. Ve bunu birçoğuda profesyonelce, en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar, var olan sorunları çözmede, yaşadığı problemle sebebiyle aşırı tepki gösterip yükselten insanları sakinleştirmede sahada gerçekten etkin rol oynayan ''alt çalışan'' lar var. Bir de onları yöneten, oturdukları masa başından sürekli kurallar yönetmelikler düzenleyen ''üst çalışanlar'' var. Peki bu üst çalışanlar bir günlüğüne alt çalışanların yerine geçse sizce aynı performansı sağlayabilecekler midir??? Yani masa başında 'şunu şöyle yapın olur, bunu söyleyin düzelir' demekle bunu zorlu müşterilerle başa çıkarken gelip uygulamalı göstermek nasıl olur bilemedim üst çalışan açısından :))
Yani demem o ki, akademik eğitim ile, saha gücümüzü birleştirdiğimizde ortaya muazzam bir sonuç çıkacağıdır. Alt/Üst çalışan olarak adlandırılmak yerine, herkes alanındaki işini elinden gelenin en iyisi olarak yaptığında, herkes birbirine ünvanlarına göre değil, insani olarak değer verip saygı duyduğunda uzun vadeli hem iş yeri hemde çalışanlar olarak büyük kazanımlar sağlanacaktır.
Mevzuu derin, bireysel olarak önce kendimize gelmemiz şart. İnsan olarak unutturulan insani değerlerimizi tez zamanda hatırlamayı temenni ediyorum. Kendinize çokkk iyi bakın, eğer resimleyebilirsem Ocak ayı bitmeden size diktiklerimin resmini de paylaşmayı, iki kelam edip dertleşmeyi çok isterim. SEVGİYLE ve SEVDİKLERİNİZ ile kalın, hoşçakalın...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder